Ana Sayfa Gündem, Manşet 2 Mart 2026 0 Görüntüleme

28 ŞUBAT

Türkiye, çok partili döneme geçti bir zamanlar.

Daha önce tek parti vardı.

Çok partili döneme geçti geçmesine de, çok partili dönemde her on yılda bir darbe oldu.

Veya Türkiye askeri muhtıralara sahne olmuştur.

Bunlardan bir tanesi var ki, yüzbinlerce insan yapılan darbe ile mağdur olmuştur.

Bu “Postmodern” olarak nitelenen 28 Şubat 1997 darbesidir.

28 Şubat’ın bir farkı var ki, önceki darbeler, anarşi sağ sol, ekonomik sıkıntı, devleti kötü yönetme gibi nedenlerden dolayı olmuştu ama 28 Şubat darbesi, doğrudan halka ve halkın yaşam biçimine karşı yapılmıştır.

Bu sürece Postmodern darbesine, YÖK destek vermiştir. Yüksek yargı mensupları destek vermiştir. Üniversitelerin Rektörleri destek vermiştir.

Bu süreç karanlık bir süreçti.

28  Şubat’ta MGK kararları darbenin kılıfı olmuştu.

Darbeci görünmek istemeyen siviller bunu dört gözle bekliyordu,  bu kararlar onları da rahatlatmıştı.

O dönemde Başörtülü Merve Kavakçı milletvekili seçilmiş TBMM’ye başörtüsü ile girmiş buna karşı çıkan o dönemin Başbakanı olan rahmetli Bülent Ecevit, Meclis kürsüsünden şöyle haykırıyordu.  “Kimsenin özel yaşamına karışılmıyor ancak meclis devlete başkaldıracak yer değildir.

Bu kadına haddini bildirin.”

Ya sen nasıl özel yaşamına karışmıyorsun.

Allah’ü Teâla Ayeti kerimesinde Setri Avret yani örtün diyor sen ve senin gibi düşünenler ne diyordu?

Bu emre uymayacaksın.

Milletin oyu ile seçilen Milletvekiline yemin ettirilmiyor yüce meclisten tabir caizse kovuluyordu.

Her darbe döneminde bu ülke insanları mağdur oldu.

Bu darbe döneminde ana konu neydi?

Başörtüsü, belki bir başka ifadeyle kişilerin inançları nedeniyle haksız uygulamalara maruz kalmalarıydı.

Evet, neden bu olaya ve olaylara  maruz kalmıştık?

Bende İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesini kazanan kızımı (Zeynep Büşra)  Beyazıt Meydanında bulunan üniversite kampüsüne yine böyle bir Ramazan ayında okula kayıt için  götürmüştüm.

Okulun dışarısında bankta otururken,  iki başörtülü bayan geldi. Hüzünlü idiler, tabir caizse kafaları bozuktu, az kenara çekildim yer verdim buyurun oturun dedim.

Oturdular bir müddet sonra sizde mi kayıt için geldiniz?

Sorusu ile konuşmaya başladım.

‘Evet dediler’ benimle konuşan Bayan Antalya’dan geldiklerini kendisinin Avukat olduğunu söyleyince “Benimde akrabalarım var Antalya’da.

Mesela halamın oğlu var. Emekli Müftü (Ömer Tunç),  Muratpaşa Camii yanında kuyumculuk yapıyor ve Antalya Televizyonu’nda sorun söyleyelim programı yapıyor” deyince ailecek tanıdıkları söylediler.

Bu konuşmalardan sonra bende kendimi tanıttım.

Can sıkıntılarını sordum, kızlarımızla kayıt için içeri girmek istedik ama görevli kişi başörtülü olduğumuz için bizi içeri almadılar. (Bayanlar öğrenci değil öğrencilerin anneleri yani veliler)  diye ağlamalı bir şekilde anlattı.

Evet, unutmadım o günleri unutamam.

O kadınların oruçlu bir şekilde sırf başörtüsünden dolayı üniversitenin kampüsüne velinin alınmayışını, Kızım Zeynep’in başörtüsünden dolayı Tıp Fakültesine gidemediğini, Eczacılık Fakültesinde başörtüsünden dolayı çektiği sıkıntıları.

İşin garip tarafı iki öğrenci var biri kapalı biri açık.

Anne kapalı (Başörtülü) kızının başı açık problem yok ama birileri rejim adına problem yapıyordu neymiş laikliğe aykırı imiş.

Unutamam baldızım Dr Esra Yalvaç’ın o dönemde çektiği sıkıntılarını  ve kamuda “başörtüsü yasağı” getirilerek birçok kamu görevlisi hakkında soruşturma açılmış olmasını, hatta bazılarının işlerine son verildiğini.

Bu yasak sadece, kadınları değil eşi başörtülü erkekleri de derinden  etkilemiştir.

(Mesela Biyoloji Öğretmeni H.D’nin öğretmenliği bıraktığını) Amaç ne olursa olsun tüm darbeler insanlığa, onun iradesine   ve onun haklarına yapılmış zorbalık değil de nedir?

İşte 28 Şubat Postmodern darbesi toplumun bir kesimine yapılmış  kişi ve kişilerde yıkıcı sonuçlar bırakırken toplumu da derinden etkilemiştir.

Sırf İmam Hatip Liselerinin önünü kesmek için çıkarılan katsayı uygulaması tüm meslek liselerini ciddi şekilde etkilemiş hatta bu etki şu an bile devam etmektedir.

Birçok insan başörtülü eylemlere katıldığı için dayak yemiş, pankart açtıkları için coplanmış, bazıları ise Camilerde Kur’an dersi verdikleri için ceza almışlardır.

Bir daha o günleri yaşamamak dileğiyle…

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.